Bugünlerde yaşadığım derin hüzün henüz karnımdaki minicik yavrum tarafından derinden hissediliyor. Çocuklar kendi dünyalarını bizlere açıyor. Her an her saniye bu sonsuz sevgiyi en derinimizde hissediyoruz. Henüz karnımda olan minik bebeğim bile bana beslediği derin duyguları hissettirebiliyor. Ve tabi ki ben de ona duygularımı derinlemesine hissettiriyorum.
Şuan ona verebildiğim en derin duygu ise acı. İnsanların neden bu kadar karmaşık olduğunu ona nasıl anlatabilirim acaba diye düşünüyorum kendi kendime. Ona neden tüm dünyada insanların birbirlerini öldürdüğünü, tahammülsüz bir yapımızın olduğunu, farklılıkları sevmediğimizi, aynılıklarımızı çekemediğimizi, birlikten hoşlanmadığımızı, hırslarımızın önüne geçemediğimizi nasıl anlatabilirim? Peki her şeyin ötesinde ona doğruyu nasıl gösterebilirim? İnsan olmanın gerçek manasını ona nasıl söyleyebilirim? Tüm bunların açıklamasını yapsam bile nasıl inandırıcı olabilirim?
Bulabildiğim en doğru çözüm insani her duyguyu yaşaması için tüm fırsatları onun önüne serebilmek. Sokakta acı içerisinde kıvranan bir evsiz gördüğünde elinden çekiştirip uzaklaştırmak yerine, gözlemlemesine izin vermek, mendil satan bir yaşıtı ile karşılaştığında empati yapabilmesini sağlayabilmek, dünyada anne babası olmayan çocukların da olduğunu görebilmesi adına yuvaları ziyaret etmek ve onlarla arkadaş olmasını sağlamak ve en önemlisi eleştirmeden, yargılamadan, nefret etmeden, kin duymadan her insana saygı duymasını sağlayabilmek... Bunun için en doğru yol ise benim ruhumdan, benim davranışlarımdan, benim cümlelerimden geçiyor. O beni ve babasını örnek alırken, ona gerçek duygu ve düşüncelerimizi en doğru şekilde yansıtmayı başarabilmeliyiz. Ve bunu o hangi yaşta olursa olsun korkmadan gösterebilmeliyiz.
Aslında her çocuk huzura ve barışa doğar... Duygularını temiz tutabilmek ise bizlerin elinde...